Sürücülerden Nefret Ediyorum!

Bilirsiniz, insanın başına can sıkıntısı bir olay gelirse, ardı arkası kesilmez. Genel olarak bu psikolojik bir olgudur - insan ilk can sıkıntısından itibaren yenilerini biriktirmeye başlar ve hep can sıkıntısı üst üste geliyor sanar.

  1. İş yerinden çıktım. Benzinciye gittim. Benzincide Gidiş yönüne geliş yönünde park etmiş bir araba sebebiyle manevralarla park edebildim. İndim, pompacıya söylendim. Ters yönden niye araba alıyorsunuz diye... Omuz silkti.
  2. Benzinimi aldım, bizim evin oralara geldim. Burada 1 şerit ikinci köpriye gidiyor ve genelde tıkalı, diğer şerit eve doğru gidiyor ve genelde boş. Ancak, bugün eve giden şeritte tıkalıydı. Niye? Arabanın biri uyanıklık yapıp köpriye gitmeyen şeritte ilerleyip araya sızmaya çalışıyor diye. Yanından geçerken korna çaldım, bakmadı bile.
  3. Eve geldim, otoparkın çitini anahtarlıkla açtım ve girdim. Hemen arkamdan bir araba daha girdi. Ben park etmek için manevra yaparken benden sonra giren araç otoparkta kalmış tek yere park etti. Güya aynı sitenin sakiniyiz. Adam, bana bakmadan toplandı, bana bakmadan arabadan çıktı ve bana bakmadan evine gitti.
Ben ise bu 3 olayda kimseye laf edememiş oldum. Ancak buraya yazıyorum.

Ne yapmak lazım? Bunları düzeltmek, düzenlemek ve insanın insana saygı göstermesini tetiklemek için ne yapmalı? Bir yerlerden başlamak bir şeyler yapmak istiyorum. Ancak ne yapılması gerektiğini bile bilmiyorum?

MoDology Originals - Telekominikasyon

Bu da, bir dönem yazdığım asparagaz mizah sitesi yazılarından biri, mizah ama 1e1 gerçektir. Buyrunuz okunuyuz, gülünüz.



Asparagaz mizah şeysi:

Süper Macera - Tam Sayı - Telekominikasyon

Kahramanımız MoD uzun yıllar sonra evine telefon bağlatmaya karar verir, niye, çünkü rahat batmıştır ona. Cep telefonu yetmemiş evden Internet'e bağlanmak istemiştir. Olaylar gelişir...

İlk 1 ay, sabah 8 de uyanma çalışması yapar. Saati sabah 6 ya kurup 9 dakika aralıklarla çaldırmaya çalışır, böylece nihai uyanma saatini 9 a kadar çeker. 8 bir şekilde olmamaktadır. Kankalar seferber edilir, sabah telefonlar açılır saatler çalar, 9 dan aşağıya bir dakika inilemez. 9 neyimize yetmiyor ki diyerekten telefon müdürlüğüne gidilir çaresizce. Yoğun uğraşlar sonucu yanlış telefon müdürlüğüne gidildiği ortaya çıkar.

Sonraki 1 ay 8 de kalkma çalışmalarına devam edilir, mümkün olamaz. Pazarlıklar sonucu yakın çevrede oturan bir arkadaş razı edilir, şahıs sabah eve gelmek suretiyle zorlukla MoD uyandırılır ve beraberce doğru müdürlüğe gidilir. 4 ayrı yanlış sıra beklendikten sonra, doğru kişi konuşur "hebula hebe dulla hodene!" der kişi, bir şekilde konuşması Türkçe değildir. Tane tane tekrarlaması söylendikçe giderek anlaşılır bir dile döner "dilliekçen yaezzz", dilekçe yazılma faslı için aşağıya inilir. Bakkal dilekçe yazmaktadır. Gerekli bilgiler alınır, iyi davranılır, akla, telefon müdürlüğünün esas bürosunun burası olup olmadığı getirilir. Bakkal, birine telefon eder ve abdullah beyle konuşur, abdullah bey kahramanımızla ilgilenecektir. Abdullah beye, dilekçe elde çıkılır. Aman Allahım! Abdullah bey deminki Türkçe konuşmaya bilmeyen veya gereğinden hızlı konuşan kişidir! Korkuyla yaklaşılır...

Abdullah bey, insan gibi konuşmaktadır! Telefon sonrası normal bir insana dönüşmüştür. İlgi ve şefkat gösterir. İşlemleri yapar ve başka bir sıraya yollar. Yanlış sıradır, boşuna beklenilir, ama olsundur! Doğru sıra bulunur ve bir takip kağıdı alınr, 5 gün sonra gelinmek üzere vedalaşılır. Saat 12:00 olmuştur bile.

5 gün sonra kahramanımız yine uyanamamıştır, hem de su kaçırmış saat 11:00'e kadar uyumuştur. Aklından, yarın takip ederim diye geçirmketedir, huysuzca yatağında dönmektedir. Zil çalar.. hayrola şeklinde kapı açılır, efendi, yaşlıca biri gelir.

Telefonu bağlamaya gelmiştir! Husus göz yaşartıcıdır. Telefon bağlanır hemen. Hat dijital hattır ve ahenkli süper bir numara tahsis edilmiştir. Zevkten dört köşe olunur. Akşama açılır diye gider efendi memur. Telefon 2 gün sonra açılır. Hevesle hat sesi gelen telefon kaldırılır. Bir süre hat sesi duyulur sonra birden bir kadın sesi araya girer: "Telefonununuz borcunuzdan dolayı kapalıdır."

Acı içinde yerlerde yuvarlanılır. Koşarak işe gidilir, daha yeni açılan bir telefonun borcu olamazdır şeklinde PTT'ye ulaşılmaya çalışılır. En yakın büyük merkeze gidilir, borç sorulur, hakikaten borç vardır ama telefon kahramanımıza değil başkasına aittir. Hiddetle işe dönülür. Başkasının telefonu takılmıştır ona, zaten 5 günde telefon takıldığı görülmüşmüdür!

Telefonu takan merkezin telefonu araştırılır, baş müdürlük aranır, yerin telefonu sorulur. Verilen numara 30 dakika aranır, bir meşgul çalmaktadır bir de çalıp açılmamaktadır. 118 aranır ve aynı yer sorulur, başka bir numara verilir. Bu numarada yanıt vermez. Internet'ten siteye gidilir, abone işleri numaraları araştırılır, 13 ayrı numara vardır, uzun uğraşlar verilir. Son numarayı biri açar!

Sorular sorulur. Telefonu açan yanlış numarayı aramışsınız der yeni bir telefon verir. Yeni telefon hevesle aranır:

Telefonu biri "Bursa İskender, buyrun!" diye açar.

Kahramanımız o gün bugündür telefon görünce kaçmaktadır. Evindeki telefonu camdan atmak suretiyle yok etmiştir.


Bencil Gen: Genler ve Memler

Daha önce Richard Dawkins'den bir iki yazımda bahsettim... (Tanrı yok, Müslüman Doğmak)

Esasen biyolog olan ve "Bencil Gen" ve "Mem" kavramlarını ortaya atan Dawkins'in amiral çalışması "Bencil Gen (Selfish Gene)" kitabını bitirdim.

Bu kitabı niye okumalı?
Dawkins, ateşli bir Darwinist olarak Darwin'in bildiğimiz doğal seçilim, evrim ve uygun olanın yaşamda kalması kuramını bir adım ileri götürüyor. Darwin'e yabancıysanız bile doğal seçilimin ne olduğunu anlıyor bununla da kalmayıp bir adım ötesini de düşüncelerinize katıyorsunuz.

Doğal seçilimle ilgili değilseniz bile kitap benim gibi biyolog olmayanları da hedeflediği için, doğadaki bir çok muammayı çok sıkı örneklerle basite indiriyor ve akılda kaldırıyor. Yine doğal seçilimle ilgili değilseniz, kitap size "Mem" kavramını aktarıyor ve eminim ki bu kavramı - eğer bilmiyoranız - çok seveceksiniz.

Kısaca, ortaya attığı kavramlarla etrafınıza baktığınızda bırakın hayvanlar alemini insan aleminde aile, kültür, varoluşçuluk üzerine epey kafa yormanızı sağlıyor. Bunun dışında, bence, "ben buraya niye geldim?" sorusuna da bazı sıkı cevaplar üretiyor.

En kısa haliyle Bencil Gen özeti
Çalışmanın savı şu; Darwin'in ortaya attığı evrim, tür için geçerli değil, gen için geçerlidir. Evrimin yapı taşı genlerdir.

Türler; yani insanlar, bitkiler, hayvanlar birer "yaşamkalım makineleri"dir ve amaçları genleri nesilden nesile aktarmaktır.

Uygun olan gen, nesilden nesile aktarılır, uygun olmayan gen yok olur. Böylelikle en uygun genleri taşıyan yaşamkalım makineleri kalır, evrim bu şekilde gerçekleşir.

Memler
Mem kavramı ilk olarak bu kitapta ortaya atılsa bile, gelişimi bu kitapla sınırlı değil. Bu kitap "mem" fikrine bir başlangıç düzeyinde yer veriyor.

Siz kitabı afiyetle okumayacak olan okuyucu için kısaca mem nedir kendimce anlatmaya çalışayım:
Memler, fikir/düşünce birimleri. Mesela, din bir mem. Cehennem bir mem. Irkçılık bir mem. Atasözleri birer mem. Memler Dawkins'e göre evrimin yeni birimi. Mem de gen gibi, uygunsa nesilden nesile mutasyona da uğrayarak ve en uygun hale gelerek aktarılıyor. Oluşuyor, eğer uygunsa kalıcı oluyor, nesilden nesile aktarılıyor ve başarısı oranında seçilime ve mutasyona uprayarak gelişiyor.

Mem fikri, benim gibi biyolog olmayanların daha kolay anlayabileceği bir terim. Mem üzerinden düşünerek evrimi anlamak ise benim için çok daha kolay.

Genel kanı, toparlama
Ben bu kitabı okuyarak bilmediğim bir çok konuda dolduğumu hissettim. Doğru veya yanlış, zaten körü körüne hiç bir şeye inanmadığım için bu kitap en azından, bazı şeyleri daha net düşünebilmem için bana önayak oldu. Size de niye önayak olmasın?

Kitabı Türkçe olarak Tübitak yayınladı. Buradan satın alabilirsiniz.