Ölüm, insanın belki de başedemeyeceği en büyük korku. Akıllı bir varlıksın, öleceğini biliyorsun ve bu bilgiyle yaşamaya mahkumsun. Dolayısıyla, ölüm, herhangi bir toplumun, herhangi bir düzenin, herhangi bir cezanın assolisti olmak durumunda. Bence, temel korku - ölüm. İlk insandan, son insana kadar.
Varlığının sona ereceği bilgisini kabul etmek, bununla yüzleşmek gerçekten zor.
Bu bağlamda, dinlerin daha doğrusu inanç sistemlerinin - en ilkelinden bahsediyorum - en insan yapımı olanı da olabilir, ölüme bir açıklama getirmesi otomatik olarak gereklidir. Bana sorarsanız, herşeyden önce sırf ölümün varlığı inanç sisteminin doğmasını gerektirir. Başarısızlığı bile kolay hazmedemeyen insan doğasının, ölümü kendi kendilerine hazmetmesi olağanüstü zordur - bir afyona ihtiyaç duyulması, bir umuda ihtiyaç duyulması olağandır.
İkinci seviyede, öleceğini bilen bir insanın genel olarak kurallara uygun davranmasını sağlamak - onu da geçelim, ilerlemesini sağlamak için de bazı gereklilikler olması gerektiğini düşünüyorum. Ahlak kavramının oluşması için, en başında, bazı ödül ve cezaların sunulması gerekli. Tabii, bu kavramı günümüz için düşünmüyorum - tarihin karanlık sayfaları sırasında gelişmemiş insan toplumları için geçerli.
Ölümden sonra yaşam vaadi olması iki problemi de kökünden hallediyor. Öncelikle umut. Daha sonra iyiliklerin ödüllendirilmesi. Kişinin sonsuza kadar varlığını sürdürebilmesi.
Bu öylesine gerekli ve öylesine rahatlatıcı bir düşünce ki; başımıza gelen tüm haksızlıkların kolay yoldan çözümü, ölümün korkusunu son derece azaltıcı, toplumun işleyişi için fazlasıyla yararlı ve bir inanç sistemi için çok önemli bir yapı taşı.
İster bizi bekleyen hurilere ağırlık veren bir söylem olsun, ister kafirliğin en büyük cezası yanıp yanıp iyileşip tekrar yanmak yanmak olsun, ister herkesin aynı yaşta olması olsun, ister kat be kat cehennemler olsun, ister reenkarnasyon olsun, ister yüce ruha dönüşüp ışık kümeleri şeklinde uzayda dolaşmak olsun, ister mumyalanıp korunmak olsun, ister dondurulup gelecekte çarelerimize derman bulmak olsun, ister eserlerimizle kuşaklar boyu anılmak olsun, ister beynimizi direkt internete yüklemek olsun, ister vampirler zombiler olsun bütün bu farklı görüş ve ihtiyaçların hepsi tek bir noktada birleşiyor - ölümü hafifletmek ve alt etmek.
Ben ise ne yazık ki şöyle düşünüyorum: Kahretsin ki, nasıl bir televizyonun fişini çekince onun için sonrası yok - bizim için de yok.
Tarih boyunca yaşamış HER BİR İNSAN için sonsuza kadar varolmayı gerektirecek ölümden sonra yaşam fikrinin avunma dışında bir mantığı yok.
İnançsız Olmanın Dayanılmaz Hafifliği II - Ölümden Sonra Yaşam
Oyun Eleştiri: Wii - Mario Kart! "Zevkten Kudurmak"
Bundan önce oynadığınız TÜM oyunları unutun. Buna Smash Brothers, Final Fantasy, Pong, WoW falan da dahil.
Oyun BU.
Wii için Mario Kart'tan zevkli bir oyun son 3-5 yıldır oynadığımı hatırlamıyorum; PS2, PC, Wii, DS, PSP, PS3, XBox 360 için geçerlidir bu dediğim.
Niye?
1. Daha önceki neredeyse tüm Mario Kart oyunlarında olan haritalar mevcut.
2. Gerekli gereksiz tüm karakterler oyunda mevcut.
3. Kart arabaların yanında, motorsiklet kullanabiliyorsunuz.
4. İster GameCube kontolü, ister nancakla, ister remote'unuzu direksiyon gibi kullanarak (ve özel direksiyon apartıyla da birlikte) oynayabiliyorsunuz.
5. Dört kişi aynı anda oynayabiliyorsunuz.
6. Internet üzerinden oynuyorsunuz ve zevk zaten burada başlıyor.
7. 4 kişi evden ve üzerine Internet üzerinden aynı anda oynayabiliyorsunuz. Yani 12 insanla oynayabiliyorsunuz ve o sırada 4'ü sizin evde olabiliyor.
8. Oyundaki pislik seviyesini ayarlayabiliyorsunuz. Böylece vahşi maddeleri etrafa ata saça gülmekten patlayabiliyorsunuz.
9. Internet üzerinden oynarken çok fazla lag yok. (Bazen sistem sizi dışarı atıyor - o zaman da 1. oluveriyorsunuz)
BU OYUNU LÜTFEN N'OLUR HEMEN İLK FIRSATTA HEP OYNAYIN. BUNU OYNAMAK İÇİN WII ALABİLİRSİNİZ. LÜTFEN OYNAYIN.
İnançsız Olmanın Dayanılmaz Hafifliği Bölüm I - Reenkarnasyon
Yeni yazı dizimizde, 100% inançsız MoD, durumunun verdiği özgürlükle bazı tabular hakkında ahkam kesecek. Bu vesileyle bir sürü nefret, kınama ve tehdit almayı hedefliyorum.
Öncelikle "inançsızlık" kastım, sadece din vesaire olarak algılanmamalı: Yazı dizisi ilerledikçe görülecek olduğu gibi HER TÜR sorgulamadan kabul edilen konu inançsızlık kapsamına girecek. Ağırlıklı olarak tüm fantastik, doğa üstü, psişik, parapsikolojik, batıl düşünceler teker teker ele alınacak.
Tabii ki, bütün bu düşünceler tamamen MoD'a ait olup, kesinlikle çürütülebilir, yalanlanabilir ve yanlış bulunabilir. Ancak, değerli okuyucu, düşüncelerimi en azından aklınızda tartmanızı rica ediyor olacağım. Hedefim, sizi düşündüklerinizin aksine inandırmak değildir; sadece, yapabilirsem, görüşünüzü genişletmeyi hedefliyorum.
Reenkarnasyon: "Yararlı Bulmuyorum"
Tartışacağım konu, reenkarnasyonun varlığı veya yokluğu değil. Sizin, inancınıza göre daha önce prenses olup olmamanızı, ölünce bir böcek olarak dünyaya tekrar geleceğinizi ya da sürekli reenkarne ola ola ruhunuzu yüceltip eğitiminizi tamamlıyor olacağınızı tartışmayacağım.
Tek bir sorumvar: Reenkarne olup olmamanız sizi neden ilgilendiriyor?
Daha önceki yaşamlarınızı hatırlamadığınız müddetçe, dünyaya ilk gelen insan olup olmamanız sizi hiç bir şekilde ilgilendirmiyor. Piramitleri yapmış olan firavunların yeniden vücut bulmuş hali olmanız size bir şey kazandırmıyor. Bundan sonraki yaşamınızda, zaman makinesini yaratacak olan üstün bilim adamı olacak olmanız da şu anki varlığınızı ilgilendirmiyor.
Çünkü bu kişilerin hiç biri SİZ değilsiniz - Hatırlamıyorsunuz.
Bir süre sizi SİZ yapan şeyleri düşünün. Huylarınızı, hatıralarınızı, genetik mirasınızı ele alın. Reenkarne olduğunuzda bunların hiç birine sahip olmayacaksınız. Yeni bedeniniz sizden bi haber olacak, siz de yeni bedeninizden.
Denilebilir ki, reenkarnasyonlarım arasında vuku bulan ve esas BEN olan ruhum ve/veya varlığım, bu ölüm/doğum aralarında tüm yaşamışlıklarımdan haberdar oluyor. Daha da ötesi, her yaşamım bu ruha bir katkı sağlıyor. Tamam. Kabul edelim.
İyi de bundan SİZE ne? Siz o yüce ruhunuzu bilmiyorsunuz - hatırlamıyorsunuz. O sizi hatırlıyor, biliyor - O düşünsün.
Özetle, reenkarnasyonun var olup olmaması sizin için herhangi bir önem teşkil etmiyor olmalı. İnanmakta özgürsünüz elbette, ama inanmadığınız için kaybettiğiniz bir şey de yok.
Eğer, önceki yaşamlarınızı hatırladığını söyleyen biriyseniz size sorum şu olacak: Ne gibi bir yararını gördünüz?
Manyaklar İçin Tedavi VI - "Atıl Kurt!"
Sevildiğini sandığım ancak kimsenin yorum yazmaması neticesinde sevilmediğini anladığım yazı dizimizde bugün "Sonuçlara Atlamak" isimli depresyonist düşünceyi ele alıyoruz.
2 tip olarak görülür:
Akıl okumak
Size karşı insanların ne düşündüğünü tahmin etmek ve gerçekten öyle düşündüklerine inanmaktır. Tabii ki biz manyaklar için bu durum insanların non-stop sizin hakkınızda OLUMSUZ düşündüğünü sanmak ve böylece kendinizi sürekli aşağılanmış hissetmek demektir.
İş yerinde bir arkadaşınız size sabah "Merhaba" mı demedi? Demek ki, kötü bir şey yaptınız ve o sizden nefret ediyor, bu yüzden merhaba bile demiyor.
Yolda size her zaman selam veren biri selam vermeden geçti mi? Demek ki, artık size değer vermiyor. Bir daha onunla konuşma imkanınız kalmadı.
Toplantıda bir şey anlatırken, biri bambaşka bir şeyle mi ilgilendi? Demek ki, ya anlattığınız şey saçma sapan, ya konuya hakim değilsiniz ya da kimse sizi iplemiyor.
Manyak mısınız siz?
Belki, iş yerindeki arkadaşınız size merhaba demedi çünkü bir iş yetiştirmeye çalışıyordu veya ailevi bir problemi vardı.. Belki de dedi ve duymadınız...
Yolda size selam vermeyen kişi belki sizi görmedi? Belki tuvalete yetişmeye çalışıyordu? Belki bir şey düşünüyordu?
Toplantıda sizi dinlemeyen kişi belki gerizekalının biriydi, belki kendi sunumu için hazırlanıyordu, belki konuyu biliyordu, belki canı başka bir şeye sıkılmıştı?
Olamaz mı? Olamaz tabii, çünkü herkez sizden nefret ediyor - dünyada en önemli şey sizsiniz ve herkez size süper davranmak zorunda.
Falcılık Yapmak
Kötü bir şey olacağını düşünüyorsunuz ve bu düşüncenizi otomatikman kabul ediyorsunuz değil mi? Manyak olduğunuz için oluyor bu, merak etmeyin.
Proje mi açtınız.. kesin patlayacağını düşünürsünüz.
Kız arkadaşınız sizi 1 saat aramadı mı? Ayrılacağını düşünürsünüz.
Yeni bir restorana mı gittiniz? İsteyeceğiniz şeyin kesin çirkin olacağını düşünürsünüz.
Daha önce gitmediğiniz bir yere mi gidiyorsunuz? Kesin kaybolacaksınız.
Kendinizi iyi hissetmiyor musunuz? Kesin kanser oldunuz, başka yolu yok.
Bunun yerine, bu olumsuz düşünceye sahip olmadan sonucu beklemeye ne dersiniz? Daha rahat olmaz mı?
İkisi bir arada
Alın size süper bir senaryo:
Bir arkadaşınıza telefon ettiniz. Açmadı. 1 saat geçti, geri de aramadı. Önemsiz olduğunuzu düşündünüz ve üzüldünüz (Zihin okudunuz) daha sonra siz de geri aramadınız. Çünkü ararsanız altta kalacaktınız ve aptal durumuna düşecektiniz (Falcılık yaptınız). Arkadaşınızla ilişkinizi kafanızda bitirdiniz.. ondan nefret ediyorsunuz artık! Süper. Hak etti.
1 ay sonra ortak bir arkadaş toplantınızda karşılaştınız. Önce epey bir kaçındınız.. sonra o yanınıza geldi ve öğrendiniz ki; meğer yanlış bir numaraya telefon etmişsiniz. Ya da, telefonu çalınmış. Ya da fark etmemiş...
Süper böyle devam edin.

