Bugünün macerası Doğubank İşhanı oldu. Mobil Blog'da bahsettiğim üzere Capacity'de ElectroWorld'ü gezdikten sonra, Sirkeci'ye yola çıktık.
Benim için eskiden "elektronik" kelimesiyle birlikte anılan, Yazıcıoğlu'ndan bile önce kendimi Tokyo sokaklarında dolaşıyormuş sandıran Doğubank. Ucuz elektroniğin, pazarlığın, kalabalığın, teknolojinin göbeği.
Artık bitmiş.
Sirkeci'de geçen bir öğleden sonra düşünün ki, kendime bir pantalon aldım, Aylin'e bir güneş gözlüğü aldık... mısır çarşısının yanında ki hayvan satıcılarını gezmemiz en eğlenceli aktivite oldu.
Doğubank'ın içinde bol bol saatçi ve gözlükçü - artık heryerde aynı fiyata görebileceğiniz elektrnik eşyalar - dışında yine bol bol saatçi ve gözlükçü. Yanıma; "CD var CD var.. film var.. insanlı film var.." diye 1 çocuk bile yanaşmadı.
İlgimi çeken 1 yer göremedim. Eskiden heyecandan titreyerek girdiğim bazı dükkanlar, D&R benzeri DVDcilere dönmüşlerdi, işin kötüsü aradığım filmleri - onu bırakın "Babam ve Oğlum" filminin her yerde satılan DVDsini normal fiyatından bile bulamadım.
Şimdi zaten ortalama bir elektronik dükkanının albenisine, bol kalabalık, düzensiz yerleşim, kötü kokulu insanlar, bol türbanlı, çarıklı ve sakallı insan ekleyin. Bunları jöleli saçlı gençlikle çarpın. Trafik sorununu da ekleyin. Geriye bir daha gitmek istemeyeceğiniz bir mekan kalsın.
Git-me-yin!
Şimdi Cengiz Han'a gidelim bakalım.
Mekan Eleştiri: Doğubank İşhanı "Ah nerede o eski İstanbul..."
Haftanin Ozeti
Bu bir mobil blog.
iPod kullanarak Bakirkoy Capacity Barnie's isimli bir kahveciden
Aylin'in isini bitirmesini beklerken yaziyorum.
Buradan, once Electroworld'u gezip, oradan Dogubank is hanina
gececegim. Wii icin birseyler yapmayi dusunuyorum, ne de olsa haftanin
haberleri arasinda Super Smash Brawl var. Oyun sitelerinde ortalamasi
9!
Demin Tchibo'dan pedometer aldik. Bu da yuruyuslere baslayacagimizin
habercisi olsun.
Dun iPod icin 1.1.4 jailbreak cikti. PC'de de artik tek tusla
jailbreak yapilabiliyor. Istemememe ragmen mail programina ihtiyacim
vardi. Apple TR! Bize iTunes hakki ver!
Sadece su an burada mesaj yazarken bile 2 iPod 1 iPhone kullanicisiyla
tanistim. Artik teknoloji de sosyallik getiriyor. Bir de oturdugunuz
HER yerde wi-fi var.
Bu hafta planinda triloji olarak cekilen Cengiz han'i seyretmek var.
Alternatif Spiderwick, plase The Flock.
Xbox'da her gun Lost Odyssey oynuyorum. Henuz kimseye tavsiye edecek
kadar sevemedim.
Dun aksam Lost seyretmeden once Aylin'le Istinye Park Gomondo Mogol
barbekuye gittik. Izlenimlerimi gecen hafta bloga yazayim demistim ama
web sitesi flash oldugundan logosunu bulamamistim. Yemekten sonra logo
istedim. Neden dediler. Bloguma yazacagim dedim. Hemen bir telefon
numarasi verdiler. Sanirim beni gazeteci sandilar. Giderek Hincal
Uluc'a donusecegim diye icime korku girdi.
Is yerinde .net 3.5 ile bir web sitesi yapmayi basladim. Bu versiyonda
Ajax entegrasyonunu cok basarili yapmislar. Tanrim su an ise gidip kod
yazmak istiyorum.
Ayrica iPod'dan yazi yazmak evrenin en zor isi. Ben kactim....
Altın Örümcek 2007
2003 yılından beri Altın Örümcek Web Ödülleri jürisiyim. Bu sene 5. kez, binlerce internet sitesi gezdim. Her geçen sene, başvurular artıyor.
N adet kategoride N adet site için, hiç bir karşılık beklemeden, detaylandıracağım bir sürü işlem yapıyoruz.
Önce ön elemede başvuran TÜM sitelere bakmak için, juri 4-5 kişilik gruplara bölünüyor ve rastgele 10-15 kategoriyi baştan sonra incelemesi isteniyor. Değerlendirmeye değecekler mi diye değerlendiriliyorlar.
Son 2 senedir, başvurular ücretli olduğu için zaten kendine güvenmeyen web siteleri başvurmuyorlar. Bu ön elemeyi oldukça rahatlattı. Aksi durumda; herhangi bir web sitesi yaratma wizard'ından çıkan siteler dahil (çoğunlukla savrulan Türk bayrağı animated gifli olanlar) her önüne gelen site başvuruyordy ve biz jüriler sabah akşam çalışıp geçersiz siteleri eliyorduk.
Ön elemeden sonra grup elemeleri başlıyor.
Gruplar, kendilerine yine rastlantısal olarak verilen kategorilerde finale kalacak siteleri seçiyorlar. Ancak, her sene her sene yeni kategoriler eklendiği için (yakında en iyi çorap sitesi, en iyi tabak çanak sitesi ve en iyi MoD'un blogu sitesi bekliyorum) bu grup elemelerinde 1000'e yakın site için grup elemesi yapmak durumundayız.
1000'e yakın siteyi teker teker gezip - 3 FARKLI kriterde oy vermek gerekiyor. Akıllara şenlik bir egzersiz, deneyin, otomatikman web dehası olabilirsiniz.
Ön eleme yapıldı, grup elemesi yapıldı. Sırada grup elemeleri tartışma toplantıları başlıyor. İş günü, yarım gün ve tartışmaların ateşli geçmesine bağlı olarak tam gün grup üyeleri ortalama puanlar üzerinden geçerek finale kalacak siteleri belirliyor.
Final bundan sonra başlıyor. Bu sefer juriye halkda katılıyor. N adet kategoriden ortalama 5-10 site finalist olmuş durumda, artık 1. lik için yarışılıyor.
Böylece her bir juri, bu sefer N*10 site için 9 DEĞİŞİK KRİTERDE oy veriyor. Bu da neşeli bir egzersiz.
Artık baktığınız her yerde web sitesi görür hale geldiğinizde sürenizin bittiği anlaşılıyor. Bu noktada mega bir toplantı yapılıyor... tüm juriler tüm finalistleri kıran kırana tartışıyorlar. Gözden kaçanlar, son anda bozulanlar, firması iflas eden siteler, kopya içerik sahibi olma olasılığı olanlar, verdikleri deneme account'u çalışmayan sitelerle boğuşan N adet juri gecenin sonunda dayak yemiş olarak dereceye girecek siteleri belirlemiş - bunun yanında dereceye giremeyen ama dikkat çekilmesi gereken siteleri seçmiş durumda, bir süre internete girmeme yemini ederek kaçışıyor.
Ha, bu noktadan sonra, 2-3 ay bekleyip özel gecede emeğinizin karşılığını görüyorsunuz ya, her sene bu acıya değiyor.
Yazılım Eleştiri: iPodifier "iPod hiç bu kadar keyif vermemişti."
Video gösteren bir iPod'unuz veya direkt iPhone'unuz var mı?
Torrent'ini indirdiğiniz veya EasyNews'dan çektiğiniz dizileri HERYERDE izlemek ister misiniz?
Bunun tabii ki bir çok yolu var. Teker teker uğraşıp hepsini iPod'un desteklediği mp4 formatına çevirebilirsiniz. Ancak şimdi bahsedeceğim programla hayatınız gerçekten kolaylaşacak.
OpenSource iPodifier'i download edin. Bir yere kopyalayın. Ayarlarında, dizi veya filmlerinizi iTunes'unuzda hangi kategoride çıkmasını istediğinizi seçin - hangi dizini izlemesi gerektiğini söyleyin, çevrimin kalitesini belirtin. Bu kadar.
Evet, tamamen bu kadar.
Artık yapmanız gereken tek şey canınız çektikçe, dizi ve film dosyalarınızı belirlediğiniz dizinin içine koymak.
iPodifier otomatik olarak uyanıyor, yeni dosyaları görüyor, otomatik olarak iPod destekli formata çeviriyor ve iTunes'a ekliyor. İlk synch'inizde dizileriniz hazır.
Kitap Eleştiri: Nightwatch "Filmi böyleyse kitabı kesin süperdir."
Nightwatch filmi 1-2 yıl önce oynadı. Rus bir yazarın Avrupa ve Amerika'da da ses getiren korku & fantastik temalı kitabı, Rusya'nın en yüksek bütçeli filmi olarak çekildi.
Film bir triloji. Geçenlerde Daywatch'da geldi (Bir sonraki Twilightwatch olacak).
2. film, bence, Daywatch'dan çok daha başarılıydı. Filmi, sanırım yılbaşı haftasında, Rus bir arkadaşımın da olduğu bir grupla seyrettik. Arkadaşım, "Bu da bişiy mi, kitabını göreceksin esas of" dedi. Hatta ekledi, "bu 2 film varya, sadece 1. kitabı anlatıyor."
Filmden etkilenmiştim. Konsept tanıdıktı; Kötü ve iyi binyıllardır savaşıyor - vampirler kurtadamlar onlar bunlar hep gerçek - bazı özel kişiler (Others deniliyor onlara da) taraf seçiyorlar ve savaşı sürdürüyorlar.
Kötülük ve iyilik arasında da bir antlaşma var: Özel güçlerle iyilik yaparsan, kötülük benzer seviyede bir güç kullanabiliyor, kötülük yapılırsa iyilik güç kullanabiliyor. Bu antlaşmanın kanunu olarak da; iyiler "Nightwatch", kötüler "Daywatch" isimli 2 polisvari grup kurmuşlar. Birbirlerinin fütürsüz güç kullanımlarını yakalayıp kaydediyorlar.
İşler burada güzelleşiyor. Bu antlaşma tam bir satranç. Süper akıllı ve ölümsüz kötü ve iyibaşlar, bu antlaşmayı kullanarak savaşı kazandıracak hamleler yapıyorlar.
Büyü mü yaptın? Büyüyle bir diktatörün maaşlara zam yapmasını mı sağladın? Hop, kötülük de gidip Recep Tayyip Erdoğan'a türban kanunu çıkarttırıveriyor.
Herneyse, matrix özentisi batılılaştırılmış ama konsepti güzel filminden az çok etkilenen bir kişi, 1. kitabı okuyunca süper eğleniyor. Kitap, bu garip dünyayı öyle güzel anlatıyor ki.
Tabii, Türkçe'de yok bu. Amazon'dan gidip sipariş ediyorsun (git et linki). Yakında 4. kitapta çıkacak. (Hani trilojiydi?)
Film Eleştiri: Jumper "Ikınarak ışın..film!"
Tiger! Tiger!'ı bilirsiniz, 1956'da yayınlanan bir bilim kurgu klasiğidir. Biri zor bir durumdayken ıkınarak ışınlanmayı (Evet, teleport demedim, düşündüm ışınlanma dedim) başarır. Sonra anlaşılırki herkes ıkınarak ışınlanabiliyor. Dünya ve kültür değişir...
Nightcrawler'i bilirsiniz, Mavi Alman mutant, görebildiği yerlere ışınlanabilir. Işınlandığında bir duman ve osuruk kokusu oluşur.
Hayden Christensen'i bilirsiniz, zamanla gücün karanlık tarafına geçecek ama son anda kelime-i şehadet getirip cennete gidecektir. Ops, pardon, olağan başarısızlığıyla oradan oraya ışınlanacaktır. Biz buna "zıplamak" diyelim, çocukluğumuz boyunca Kirk ve Spock'ı bi gemiye bi gezegene ışınlayan Scotty'i küçümsemeyelim.
Yönetmen, Hayden'in oradan oraya zıplaması efektini çok sevecek, film boyunca oradan oraya zıplatacak, zıplatırken yanına önce küçük eşyalar ekleyecek, sonra araba sonra otobüs sonra tır, kesmeyince apartman ekleyerek son film karesine kadar gelecektir.
Hayden, her işini zıplayarak yaptığından zamanla yağ bağlayacak, film sürecinde zıplayarak tavladığı pek de güzel olmayan ve filmin yarısı boyunca dudağında makyözlerin tam kapatamadığı sivilceyle dolaşan kız arkadaşıyla peşinden ilelebet Samuel Jackson koşarken devam filmlerine konu olacaktır.
Ayrıca, en son 7 yıl önce gördüğünüz bir kıza gidip - bir Paris bileti ikram ederek otele varır varmaz yatabileceğiniz gerçeği filmdeki en didaktik unsur olarak göze çarpmaktadır.
İyi Hissetmek - Manyaklar için tedavi bölüm II
Yazının I. bölümü için tıklayın
Doktorumun, panik atak olmamam ve depresyona girmemem için düşünce tarzımı değiştirmem gerektiğini ve bunun için önerdiği kitabı konuşmuştuk.
Ben de, akşam işten çıkıp İstinye Park D&R'a gittim. İyi Hissetmek kitabını satın aldım, eve gittim ve okumaya başladım.
Öncelikle kitap, okuyacağım şeyin bir "bilişsel terapi" (cognitive therapy) yöntemi olduğunu söylüyordu. Çeşitli oranlar belirtiyor, yapılan deneylerde kitabı sadece okumanın, anti-depresan kullanmaktan daha etkili olmuş olduğu kanıtlanıyordu.
Kitap, "10 günah" la açılıyor ve bu 10 düşünce tarzı yanlışını anlatıyor. İçinde bir de yine geçerliliği kanıtlanmış bir test var: BDC testi. Bu testin sonucuna göre depresyonuzun derecesi belirleniyor. Ben testi yaptım; 59 çıktı.
İçimden "yaşasın o kadar da kötü değilim!" dedim.
Cevap anahtarına göre 0-5 arası normal, 5-10 arası depresyona meyilli. 59 tutturmak ise AĞIR DEPRESYON.
Evet, manyaklığım BDC'ye göre de kanıtlanmıştı. Kitabı okumaya devam edebilirdim.
10 depresyonist düşüncenin bende BOLCA olduğunu keşfetmem için 5-10 sayfa daha okudum. O sayfaları OKUMUŞ olmam bile birden, gün içinde yaptığım onlarca hatayı "fark etmeme" neden oldu. Dönüp, testi tekrar yapsam o an eminim 10 puan düşerdim...
devamı sonra... (Bir sonraki bölümde 10 depresyonist düşünce)
Rejim - Nasıl 30 kilo verdim bölüm I
Lisede şişkoydum. Üniversitede zayıftım. İş hayatımın başında şişkoydum. İş değiştirdiğimde zayıftım. Geçen seneye kadar ÇOK şişkoydum. Şimdi zayıfım.
5-6 sene önce 75 kiloyken (1.83 boy), birden 110 kilo oldum. Gidip mağazadan pantolon alamayacak hale gelmiştim. Uyanınca bacaklarım ağrıyor, yürüyünce nefes nefese kalıyor, akranlarımla etrafta fink atmak için enerjim olmuyordu.
Check-up yaptırdım. Ürik asit olsun, trigliserit olsun, kolestrol olsun maksimum değerleri katlamışlardı. Ama ben çok gençtim! İçimi korku saldı.
Koşarak (Yoo, gayet sürünerek, üşenerek) Yeniköy Tıp Merkezi'nde Menşure Hanım'a gittim.
Dedim ki; "Bakın ben zayıflamak istiyorum. Evde yemek yapamam. Gece geç saatlere kadar çalışıyorum. Hep dışarıdan yiyorum."
O da dedi ki, "Tamam (Bilgisayarla çalışıp, hiç aktivite yapmayan, sabit yemek saatleri olmayan, yemek yediğinde ordan burdan pizza ve iskenderle beslenen sağlıksız) MoD bey."
"Yapacağın şudur: Yemeyi kesmeyeceksin. Hatta daha çok yiyeceksin. Ama günde 1 öğün sadece sebze yiyeceksin. Sebzeyi gidip KüçükEv olsun, Osmani olsun, esnaf lokantası olsun oralarda bulacaksın.
Git öğlen 1 tabak etsiz sebze yemeği ye, yanına yarım porsiyon pilav ye, bol bol salata ye, yoğurt ye.
Git akşam bir porsiyon et ye, yanına yarım pilav ye, bol bol salata ye, yoğurt ye.
Kahvaltıda 2 dilim ekmek, 2 dilim kaşar ye, 4-5 zeytin ye.. bol bol salatalık tomates ye.
Her öğün arasında 1 porsiyon meyve ye.
HAA OĞUL!!!! EN GEÇ YEMEĞİNİ AKSAM 7'DE YE!!!!
1 ay sonra geri gel."
Gittim dediklerini yaptım. 1. ayda 10 kilo vermiştim.
Devamı sonra...
Film Eleştiri: 10.000 BC "Ben bunu daha önce görmüştüm"
Haftanın filmi Jumper'ken, Oscar severler için ise No Country For Old Man'ken ben gide gide Kanyon'da 10.000 BC'ye gittim.
Kanyon, bence, haftasonu gece sinema izlemek için, mekan olarak 1. - sinema olarak ortalama yerlerden biri. Lobisi Ben & Jerry dondurmalarının katkılarıyla favori lobim. Genel olarak sinemasever kalabalığı da pozitif. (Korumalarıyla gelen meşhur insanlar olmadığı müddetçe)
Film boyunca sadece 1 kişi cep telefonunu kontrol etti. (Her nerede olursak olalım, her ne film olursa olsun en az 1 kişi karanlığın ortasında parıldayan telefonunu kontrol etmeden duramıyor. Acaba "sinemada telefonunuzu kapayın" uyarısını "telefonla konuşmayın" olarak mı algılıyorlar? Bakın - karanlık bir ortamda telefon ekranı dikkat çeker. Haydi başkalarını umursamıyorsunuz. Ekranda tabak gibi gözüken SMS mesajlarınızı saklama ihtiyacı da mı taşımıyorsunuz?)
Film, Mel Gibson'un Apocalypto'suyla 1e1 aynı. Apocalypto daha güzel. Seyretmediyseniz onu seyredin.
Bu film daha Hollywood kokan, daha sığ, daha mesajsız, daha kolay seyredilen bir film. Haftaya seyrettiğimi unutacağım, seneye konu açılırsa bu iki filmi birbirine karıştıracağım. 2 sene sonra hiç hatırlamayacağım.

